KİM BU Z KUŞAĞI SAKİNLERİ?

Kuşak kavramı ve sınıflandırması günümüzde disiplinlerarası farklı araştırmalara konu olmakta. Ayrıca araştırmalara göre kuşakların sınıflandırılması ve algısı, kültürden kültüre değişiklik göstermekte.

Son zamanlarda DA eğitim dünyasında x, y,z kuşaklarından daha fazla söz edildiğini duyuyoruz. Nedir bu kuşaklar? Kimler bu kuşaklarda yer alıyoR?

  • X Kuşağı

   Genel hatlarıyla 1965-1979 yılları arasında doğanlardır. Bu kuşağın temsilcileri sonraki iki kuşağın anneleri ve babaları da olabilir. Özellikle de ülkemizde Yokluk ve Zorluk Yılları olarak anılan yılları yaşamış kişilerdir. Gelenekselliğe, disipline dilmiş yaşam tarzına önem vermeleri belirgin özellikleridir

  • Y Kuşağı

Milenyum Sakinleri olarak adlandırılan bu kuşak ise kabaca 1980-1999 yılları arasında dünyaya gelenlerden oluşur. bu kuşak adını İngilizcedeki WHY kelimesinden almıştır. Y jenerasyonuna sorgulayan yapılarından dolayı bu adın verildiğini söyleyebiliriz. 1981-2000 yılları arası doğanlardan oluşan Y Jenerasyonunun iş yaşamında ortaya çıkan en önemli değerleri, sosyal sorumluluk, özgüven, hedef odaklılık ve farklılıklara saygıdır. Teknoloji anlamında çalışma hayatındaki en okur yazar grup olan Y’ler, fark yaratmak, fark edilmekten hoşlanmakta, değişime açık, destekleyici tavırlar sergilemekte, işyerinde de her anlamda esneklik istemektedirler. Kıyafetten çalışma saatlerine, düşünce ve iş yapış tarzlarına kadar tercihlerinde değişiklik ve farklılık görülen Y jenerasyonuyla iletişim ve işbirliğinde en önemli nokta, takdir ve geribildirim olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu iki kuşak arasında çatışmayı önlemek mümkün değil ama kilit nokta açık iletişim ve saygı.

  • Z Kuşağı

Bu kuşak sakinleri ise 2000-2020 yıllarında dünyaya gelenlerdir. Bu kuşak günümüzde ülkemizde öğrenci kitlesinin de neredeyse tamamını oluşturan kuşaktır. Z kuşağının genel özelliklerini aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:

  • Yüksek IQ’ya sahipler yani önceki nesillerden daha zeki oldukları söylenebilir.
  • Sosyalleşme biçimleri internet üzerinden olmaktadır.
  • Sabırsız karakterliler.
  • Yaptıkları işte odaklanma süreleri çok kısadır. Bu kuşak geleneksellikten çok uzaktadır.
  • Bu kuşak bireyleri söylemek istediklerini karşı tarafa direkt söylemeye alışıyorlar.
  • Kristal kuşağın yani Z kuşağının en büyük problemlerinden biri azimsiz olmaları. Bu nedenle uzmanlar gelecekte iş hayatında sık sık kriz dönemleri yaşanacağını öngörüyorlar.
  • Z nesli, hızlıca sınırsız bilgiye ulaşabiliyor ancak çok daha hızlı da unutuyorlar.
  • Bff, Stalk, like, dis atmak gibi kavramlarla ilişkilerini kuruyorlar.
  • Rahat eleştiriyorlar.
  • Minnet duygusu taşımıyorlar.
  • “Bizim zamanımızda…” sözleriyle başlayan öğütlerden hoşlanmıyorlar.
  • Bir durumda duygularını belirtmemeleri olan biteni onayladıkları anlamına gelmiyor.
  • X kuşağı ile en çok çatışan kuşak Z kuşağıdır. Y kuşağına düşen ise arabuluculuk oluyor.
  • Z kuşağı yaşadığı her anı sosyal medyada paylaşmaktan çekinmiyor.
  • Z kuşağı çabuk sıkılan, çabuk tüketen ve hızlı yaşayan bir kuşak olduğundan markaların bu kuşağa hitap edebilmesi için sürekli yenilikler yapmaya ihtiyacı var.
  • Z kuşağında şirket, takım ve birliktelik gibi kavramlar olmadığından markaların ileride farklı sıkıntılar yaşayacağı şimdiden görülebiliyor.
  • Uzmanlara göre zaman ve emek gerektiren meslek dalları zamanla önem kaybedecek ve hatta yok olacak.
  • Z kuşağı rutin işleri yapmayı sevmeyen, kılık kıyafet açısından rahat ve disiplinden uzak yaşamayı seven bir kuşak olacağından ileride meslek dallarında çok büyük esneklikler bekleniyor.
  • Ne Yapmak Gerekiyor?

Denetim Odaklı Korku Kültürü yerine Gelişim Odaklı Değerler Kültürü ön plana çıkarılmalı.

Değişim kaçınılmaz. Anne-babalar ve öğretmeler, çocuklarının, öğrencilerinin kendileri gibi olmadıklarını görünce çok tedirgin oluyorlar oysa bu mümkün değil.

Katı disiplin anlayışı, gerekçesi açıklanmayan yasaklar Z kuşağı için hiçbir şey ifade etmiyor.

Var olduğunun fark edilmesini, duygu ve düşüncelerine değer verilmesini isteyen Z kuşağı olduğu gibi kabul edilmeyi emek ve zaman harcanmaya değdiğini görmek istiyor.

Soru sorabilmek, sorusuna güvenilir cevap almayı önemsiyor.

Dünya tahminlerimizden daha hızlı değişiyor. Çok yakın bir zamanda kendi kendisine sipariş veren buzdolapları, sürücüsüz otomobiller, hayatımızın her alanında yerini alacak. Bu değişim insan ilişkilerini de etkileyecek.

Ancak temel ilke devam ederek değişmek ve değişerek devam etmek olmalı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir